Psyllium zayıflatır mı ?

Psyllium nedir ?

Psyllium diyetinize takviye olarak kullanılan doğal bir lif kaynağıdır . Öğün öncesinde alındığında tokluk hissi vererek sık acıkmanızın önüne geçer. Psyllium su ile temasında şişerek dışkının bağırsaktan kolay atılımını sağlar.

Psyllium nasıl tüketilmelidir.
Psylliumun dozunun bir uzman tarafından ayarlanması gerekir. Psyllium öğünlere entegre bir şekilde bol su ile tüketilmesi uygundur.

Psyllium zayıflatır mı ?

Psyllium yapısı gereği çözünmez lif olduğundan su ile temasında şişerek boyutunun 3-4 katına ulaşır ve yumuşar. Bu yapının oluşması doygunluk hissinin artışına ve bağırsaktan geçişin daha yumuşak olduğu için bağırsakları temizler, bu işlevi sayesinde bağırsakta bir detoksatif etki yaratır.

Kahve zayıflatır mı?


Kahve zayıflatır mı?
Kahve içeriğindeki kafeinden dolayı metabolizma hızına artışına neden oluyor. Yani kahve Dolaylı yoldan kilo kaybına yardımcı oluyor. Spordan önce kahve içmek metabolizma hızında %2-12 arasında performansta %30 artışa yardımcı oluyor.
Gün içinde ne kadar kahve tüketmeliyim?
Gün içinde tükettiğiniz kahve miktarı kilonuz, boyunuz, yaşam şekliniz, öğün dengenizle birlikte değişkenlik göstermektedir.
Kahve tüketirken nelere dikkat etmeliyim?
Öncelikle kahve içinde süt tozu krema, şeker, şeker şurubu olmamasına özen gösterin, bunların yerine tarçın, badem sütü, laktozsuz süt ilave edebilirsiniz. Kahvenin yanında mutlaka su içmeye özen gösterin.
Ne zaman kahve içersem zayıflarım?
Kahveyi egzersizden 15 ile 30 dakika önce içmen kahvenin zayıflama açısından maksimum efektiviteyi göstermesini sağlayacaktır. Ortalama 20 dakika içerisinde kafein kana karışır ve bahsi geçen etkisini göstermeye başlar. Ortalama olarak tüketmen gereken miktar 100 mg kafein, yani 150 ml filtre kahvedir. Kahveni içtikten sonra etkisi 20 dakika boyunca sürecektir.
Fazla kahve içersem daha çok zayıflar mıyım?
Bilinenin aksine çok kahve tüketmek daha fazla kilo kaybını artırmaz. Kafein toleransı çok hızlı gelişmektedir. Düzenli olarak 200 mg kafein kullanıyorsan, kafein artık ilk günkü gibi performans sağlamayacaktır. Bu yüzden sporda verimlilik alabilmek için her defasında dozu yükseltmek zorunda kalabilirsin. Bu yüzden Kahvenin zayıflatma etkisinden faydalanmak istiyorsanız spor dışındaki zamanlarda kahve içmemeye özen göstermelisin.

Reflü Hastalığında Nasıl Beslenmek Gerekir ?

Beslenme önerileri

-Öğünlerinizi sık aralıklarla ve küçük porsiyonlar halinde yapmaya özen gösterin. Bu yöntem mide hacminin ve mide geriliminin azalmasına yardımcı olarak mide içeriğinin yemek borusuna geçişini önleyecektir.

-Gece yatmadan ya da gün içinde uzanmadan en az 3-4 saat önce yemeğinizi bitirin. Aksi takdirde mide asidi midenin üst kapakçığından yemek borusuna geçerek yakıcı etki oluşturacaktır.

– Portakal, greyfurt mandalina ve limon turunçgillerden kaçının çünkü bunlar çok asitli oldukları için uyarıcı etki yaparak mide ve yemek borusunda yanıcı etkiye neden olurlar.

– Domates asidik yapıda olduğundan özellikle yatkınlığı olan kişilerde reflüye neden olabilir. Mutlaka tüketilmesi gerekiyorsa günde 1 defadan fazla ve akşam öğününden sonra tüketmeyin.

– Baharatlar aşırı tüketildiklerinde reflüsü olmayan kişilerde dahi midenin doğal iç yapısını kötü etkilerler. Reflü hastalığı olan kişilerde ise asit salgılanmasını artırarak göğüste yanmayı tetiklerler. Bu nedenle çoğu kez yanma hem mide hem de yemek borusunda hissedilebilir.

-Nane, çoğu kez mide bağırsak hastalıklarında rahatlama ve tedavi amaçlı kullanılmasının aksine bir reflü tetikleyicisidir. Yemek borusu ve mide arasındaki kapak düzeneğinde gevşemeye yol açtığından mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçışını artırır ve reflüyü başlatır. Özellikle mide içi basıncının arttığı yemek sonrası dönemde tüketilmemelidir.

-Yağlı peynir ve kaşarlar, fıstık, yağlı etler tüketmeyin çünkü bunlar midede asit salgısını artırıcı etki yapar ve mide içeriğinin yemek borusuna geçişini kolaylaştırır. Yağlı gıdalar mide boşalmasını geciktirir. Mide boşalması geciktiğinde basınç yüksek kalacağından mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçışı hızlanacak ve kolaylaşacaktır. Özellikle akşam yemeklerinde yağlı gıdalardan kaçının.

1 Ayda Kaç Kilo Verilebilir?

Diyet yapmaya başlayanlar veya başlayacak olanların en çok merak etiği cevaplardan biri de ayda kaç kilo verilebileceğidir. Aslında diyet yaparken bir ayda verilebilecek kilo miktarı kişiden kişiye göre değişmektedir. Ancak bir genelleme yapacak olursak 2-6 kilo arasında kilo verilebileceğini söyleyebiliriz. Ancak bu durum çok fazla kilolu olan ve obez olarak adlandırdığımız kişilerde 8-10 kiloya kadar çıkabilmektedir. Bu beslenme şeklinize, nasıl bir diyet yaptığınıza ve metabolizma hızınıza göre değişmektedir. Bu nedenle illa şu kadar kilo verilmesi lazım diye bir şey yoktur.

Kilo vermek diyet ve spor yapmanın yanı sıra metabolizmayla da alakalıdır. Diyet programına uymanıza rağmen haftada 200 gramdan fazla kilo veremiyorsanız bu durumda altta yatan başka bir neden olabilir. Bu durumda metabolizmanın çok yavaşlamış olabileceği ilk akla gelen nedenler arasındadır. Bunun haricinde insülin direnci veya hipotiroid gibi sağlık durumları da bu duruma neden oluyor olabilir. Tüm bu sorunları yaşamamak adına en önemli seçim bir diyetisyen kontrolünde diyet yapmaktır. Çünkü diyet listesi hazırlanmadan önce tüm teşhisler yapılmakta ve kişiye özel programlar hazırlanmaktadır. Sizin kulaktan dolma bilgilerle yaptığınız diyet kilo vermenize neden olsa da kalıcılığı sağlamayacaktır. Diğer yandan yanlış uygulamalarla metabolizmanızı daha da yavaşlatmanız mümkündür.

Diyet yaparken haftalık yarım kilo ile bir kilo arasında kilo verme normal kabul edilmektedir. Bu duruma bir de spor eklendiği zaman kilo verme hızının da artacaktır. Ancak söylemeliyiz ki ilk aylarda kilo çok hızlı verilse de daha sonra yavaşlayabilir. Bu durum sizi olumsuz olarak etkilememelidir. Diğer yandan diyet yaparken bunun bir yaşam tarzı haline gelmesi gerektiğini de bilirseniz hem beslenmenizi ona göre düzenlersiniz hem de bir gün bitecek diye düşünmezsiniz. Bu sayede sağlıklı kilo vermek daha doğru olacaktır.

Doğum Sonrası Kilo Verme

Doğum sonrası kilolar her annenin sorunudur, Planlı gebeliklerde ideal vücut ağırlığında olan bir anne ortalama 10-12.5 kg alarak hamilelik sürecini tamamlar. Sonrasında genellikle dengeli bir beslenme programı ve emzirme ile birlikte ilk 4 ay aylık 1-1,5 kg kilo verebilir ve ideal vücut ağırlığına yaklaşır. Ancak yüksek vucüt ağırlığı ile plansız bir hamilelik başlangıcı ve kontrolsüz bir hamilelik süreci geçiren bir annede alınan hamilelik kiloları 30 kg’a kadar yükselebilir. Alınan bu kiloları vermek ve vücudun toparlanması daha fazla zaman alacaktır. Doğum sonrasında hamilelik sürecinde alınan bu kilolardan hızla kurtulmak isteyen anneler hızla kilo kaybetmek uğruna yanlış uygulamalar sonucu kas dokularını kaybeder ve aynı zamanda süt salgıları azalır, İlk 6 ay bebek için gerekli tüm besin bileşenleri anne sütü tarafından salgılandığı için malnütrisyon(yanlış beslenme) uygulamalarına mağruz kalan annelerin vücut depolarındaki eksikliğinde bebeğe yeterli besin öğesi geçişi sağlanamayacaktır. Bu durum hem bebeğin gelişimini engelleyip hemde annenin kas kaybetmenize neden olacaktır. Özellikle karbonhidratta fakir beslenme düzeni anne sütü salgılanmasını olumsuz yönede etkilemektedir. Düzenli emziren bir anne süt salgısı için fazladan yaklaşık 500-700 kkal enerji harcar bu değer hızınıza göre değişmekle birlikte 45 dakika yüzmeye eşdeğerdir. yüzden emzirmek hem anne hemde bebek sağlığı açısından çok önemlidir. Sizde kendi hamilelik döneminde alınan fazla kilolardan kurtulmak, bebeğinizin gelişimini ve sağlığını olumsuz yönde etkilememek için öncelikle planlı gebeliklere yönelin, hamilelikten itibaren size en yakın beslenme uzmanına başvurun. Sağlıklı nesiller yetiştirmek için hem anne hem bebek sağlığı bizim için çok önemlidir.
Doğum sonrası öneriler ;
Bol su tüketin (2,5-3 litre)
Bebeğinizi bir kaç saat aralıklarla emzirin.
Sıvı tüketiminizi artırın sağlıklı içecekler tüketin (ayran, bitki çayları,şekersiz komposto ve hoşaflar)
Yeteri besin bileşenlerini aldığınızdan emin olun
B 12 vitamini en fazla kırmızı et ve yumurtada bulunur eksikliğinde anksiyate ve strese neden olur.
Kalsiyum enfazla et süt ve yumurtada bulunur eksikliğinde osteoporoz riski taşır
D vitamini en fazla balık, yumurta, süt ve süt ürünlerinde bulunur ancak sadece d vitamini içeren besinlerin tüketilmesi yeterli olamayacaktır, d vitaminin aktifleşmesi için gün içinde direk güneş yapılan kısa periyotlu yürüyüşler etkili olacaktır
Demir en fazla kırmızı et, balık,kurubaklagiller, kuru meyvelerde bulunur eksikliğinde üzüm yada dut pekmeziyle takviyesi önerilir. Eksikliğinde halsizlik, aşırı yorgunluk,cilt normalden soluk görülür
Magnezyum ve çinko en fazla bulunan besin fındık, yer fıstığı, bademdir eksikliğinde kas krampları, kas zayıflığı görülür.
Folik asit en fazla yeşil yapraklı sebzelerde bulunur.Gebelik dönemi ve emziklilik döneminde anne sağlığı ve çocuk gelişiminde çok önemlidir.

Ketojenik Diyet

Tarihçesi: 1920’lerin başında epilepsi tedavisinde kullanılmaya başlanan bu uygulama, ilerleyen dönemde kanser hastalarında da uygulanmış, kanser hücrelerinde büyümenin ve metastaz oluşumunun yavaşladığı gözlemlenmiştir. Ardından 2003-2010 yılları arasında tip-2 diyabet, insülin direnci, dislipidemi ve hipertansiyon ile karakterize gelişen obezite hastalığının önlenmesinde birincil tedavi olarak kullanılmıştır.

Bugün ketojenik diyet neden bu kadar popüler ?

1- Hızlı ve sağlıklı ve kalıcı şekilde kilo kaybettirir
2- Kan şekeri ve insülin dalgalanması olmadığı için açlık ve yorgunluk hissedilmez
3- Kas kütlesi korunur ve artırılır.
4- Bölgesel zayıflama ve selülit tedavisinde başarılıdır.
5- Kolay uygulanabilirdir.
6- Hızlı kayıplar ile diyete olan motivasyonu artırır.

Bu diyetle haftada ne kadar kilo verilebilir ?

Bireye göre değişmekle birlikte ortalama haftada en az 1,2-2,0 kg arasında yağ kaybı ve 1 haftada 1 beden incelme meydana gelir.

Peki bu diyeti nasıl uygulayabilirim?

Ketojenik diyet düzenli bir takip gerektiren bir uygulamadır. Yapılan ölçümler ve tetkikler neticesinde diyetisyeniniz tarafından hazırlanan beslenme programı ile birlikte tavsiye edilen besinleri kullanarak başlayabilirsiniz. Bu diyette ürünler kolay hazırlanabilir ve kolay muhafaza edilebilirdir. Bu sayede öğününüzü kolayca yanınızda taşıyabilir ve bugün nerede ne yiyeceğim diyetime uygun besinleri bulabilecekmiyim endişesinide ortadan kaldıracaktır.

Neden yardımcı gıdalar tüketmeliyim?

Ketojenik diyet için tavsiye edilen bu ürünler ketojenik diyet için besin bileşenleri açısından optimize edilmiş ürünlerdir. Ürünler süt, yumurta, bezelye, buğday gibi ürünlerden protein eldesi ile üretilmiştir.

Ürünler arasında neler var?

Ürünler çeşitlilik bakımından oldukça zengindir. Gün içinde sürekli tükettiğiniz besinler formatındadır. Örnek verecek olursak kızarmış ekmek, makarna, kraker, kurabiye, çorbalar, çikolata bar, çikolatalı içecek, puding, smoothieler. Formunda yapılmış düşük karbondiratlı yüksek ve kaliteli proteinlerden yapılmış ürünlerdir. Bu ürünlerin yanında diyetisyeninizin uygun gördüğü sebze ve diğer bir kaliteli protein kaynağını da kullanabileceksiniz. Bu sayede diyet sizi sosyal yaşantınızdan alıkoymayacaktır. Hızlı sağlıklı ve kalıcı bir şekilde kilo verin .

Sağlıklı bir ara öğün nasıl olmalıdır ?

* Ara öğünümüzde tercih ettiğiniz besinlerin düşük glisemik indeks olmasına özen gösteriniz. 
* Tercih ettiğiniz lifli gıdaların yanında aldığınız protein içeriği yüksek besinleri ilave ederek, tokluk hissi daha uzun süre kalmasını ve termogenezi arttırarak metabolizma hızınızın artmasına yardımcı olur.
* Taşınması ve saklanması kolay olan besinlerin seçimi ara öğünlerin kolay uygulanabilirliği açısından büyük önem taşır. Siz de ara öğünlerinizin buna uygun olmasına özen gösterin.
* Taze veya kuru meyveler beraberinde süt veya yoğurtla iyi bir ara öğün örüntüsü oluşturabilir.
*Kepekli veya tam buğday unundan yapılmış kraker ya da şekersiz bisküvilerle birlikte yoğurt,süt veya peynir kullanarak dengeli bir ara öğün örüntüsü de oluşturabilirsiniz